Untitled

Dr. Görkem Özgen

Genel Cerrahi Uzmanı

+90 212 8070299

+90 539 6781842

Fulya Doktorlar Merkezi Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. Polat Towerside No. 12/407 34394 Şişli-İstanbul/Türkiye

©2017 by Dr. Görkem Özgen. Proudly created with Wix.com

Kalın bağırsak duvarında üç katman bulunur. En içte yer alan mukoza, dışkının içindeki suyun emilimini sağlar. Orta bölümdeki kas yapısı, bağırsak içeriğinin ileriye doğru itilmesini koordineli hareketlerle sağlar. En dışta da karın zarının bir yaprağı ile sarılıdır. Yaş ilerledikçe, özellikle 40’lı yaşlardan itibaren, zayıflayan kas dokuları arasından mukoza dışarıya doğru çıkar ve tomurcuk gibi cepcikler oluşturur. Bu oluşuma divertikül adı verilir ve bir çok sayıda bulunabilir. Bu divertiküller tüm kolonda yerleşbilmelerine rağmen, en sıkllıkla inen kolon ve sigmoid kolonda yani kolonun vücudun sol tarafında bulunan bölümlerinde yerleşirler. Çoğu zaman kontrol amaçlı yapılan kolonoskopik incelemelerde saptanabilirler ve bu aşamada tedavi gerektirmezler. Hastalar divertiküllere bağlı sorun yaşamaya başladıklarında, tedavi gerekliliği oluşur.

 

Divertikülller dar bir boyunla kalın bağırsağın içi ile ilişkide bulunan cepciklerdir. Hastalar bu yapılarla ilgili iki çeşit sorun yaşayabilir.

  1. Kanama. Divertiküllerin içindeki mukozada bulunan kan damarları tahriş olmaya bağlı kanamaya sebep olabilir. Bu kanamalar zaman zaman şiddetli olabilse de, büyük oranda kendiliğinden durma eğilimindedir ve destek tedavisi (kan verilmesi vb.) ile durur. Nadiren de olsa durmayan inatçı kanamalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Cerrahi tedavide kanayan divertikülün olduğu kolon bölgesi çıkarılır, geride kalan bağırsak uçları birbirine dikilir.

Divertikülit kansere sebep olmaz.

 

Divertikülit atağı birden fazla kez gerçekleşmişse, bu durum artık kalın bağırsağın o bölgesinin hastalıklı olduğu ve işlevini görmediği anlamına gelir. Hastalıklı dokunun çıkarılması lazımdır. Bu ameliyat genellikle (teknik gerekçeler sebebi ile açık yönteme dönülebilir) laparoskopik yani kapalı yöntem ile yapılır, hastalıklı kalın bağırsak bölümü çıkarılır, geride kalan bağırsak uçları birbirlerine dikilerek bağırsak devamlılığı sağlanır.

 

Bu tür ameliyatlardan sonra hastalar yaklaşık bir haftalık bir süreyi hastanede geçiririler. Eğer ameliyat sonrası sorun yaşarlarsa bu süre uzayabilir. Hastanın genel durumu ve mevcut hastalıklarına göre ameliyat sonrasında yoğun bakım ihtiyacı da oluşabilir.

 

Ameliyatlardan sonra her ameliyat sonrası görülebilen kanama, akciğer sorunları ya da anezteziye ait sorunlar görülebileceği gibi bu ameliyata özgü sorunlar da karşımıza çıkabilir. En önemli olası sorun, birbirlerine dikilen bağırsak uçları arasındaki dikiş hattından oluşacak sızıntılardır. Bu sızıntılar karın içini kirleterek karın içi ve genel vücut infeksiyonuna neden olabilirler. Saptandığı takdirde, birbirine dikilmiş iki bağırsağı ayırmak ve yukarıdan gelen ucu karın duvarına ağızlaştırarak torbaya bağlamak gerekir. Altta kalan uç kapatılır. Birkaç ay içinde infeksiyon geçip hasta iyileştikten sonra, bu torba kapatılarak bağırsaklar yeniden birbirine bağlanır.

2. Divertikülit. Divertiküllerin kalın bağırsağa açıldığı küçük boyunlar eğer dışkı artıkları ile tıkanırsa, divertikülün içindeki mukozanın yaptığı az miktardaki salgı bağırsak içine boşalamayacağından birikir ve divertikülün şişmesine, sonrasında da iltihaplanmasına neden olur. Bu duruma divertikülit adı verilir. Şişen ve iltihaplanan divertikül, tedavi edilmeden yeterince zaman geçerse basınçtan dolayı delinebilir ve karın içinde ya da bağırsak çevresinde apse oluşumuna neden olabilir. Bu durumun tedavisi gereklidir. Eğer herhangi bir delinme yoksa ve divertikülit atağı ilk kez oluyorsa, antibiyotik tedavisi ile hasta iyileştirilebilir. Delinme gelişmiş ve etrafı sınırlı bir apse oluşmuşsa, yine sadece antibiyotik tedavisi genelde yeterli olur. Eğer delinme sonrası bağırsak içeriği kontrolsüz bir şekilde karın içine akıyorsa, o zaman cerrahi bir müdahale ile içeriye akan bu sıvının karın dışına alınması gerekecektir. Bunun için laparoskopi denilen kapalı cerrahi yöntemi ile alana bir dren (tüp) yerleştirilir ve sıvı dışarı alınarak iltihap kontrol altına alınır. Antibiyotik tedavisi de bu ameliyata mutlaka eklenmelidir.