Untitled

Dr. Görkem Özgen

Genel Cerrahi Uzmanı

+90 212 8070299

+90 539 6781842

Fulya Doktorlar Merkezi Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. Polat Towerside No. 12/407 34394 Şişli-İstanbul/Türkiye

©2017 by Dr. Görkem Özgen. Proudly created with Wix.com

Kalın bağırsakta kanser dokusu gelişmeden önce bağırsak iç yüzeyi içinde polip adı verilen kabartılar oluşur. Bu polipler yıllar içinde değişim göstererek kanserli dokuya dönüşebilir. Polipler, kanser dönüşümü göstermeden önce küçükken kolonoskopi sırasında güvenle çıkarılabilirler ve bu hastayı tamamen hastalıktan kurtarır. Bu nedenle 40 yaşından itibaren tarama kolonoskopileri yaptırılması ve saptanacak olası poliplerin aynı seansta çıkarılması hayat kurtarıcı olabilir. Unutulmamalıdır ki en iyi tedavi erken tedavidir. 

Kalın bağırsak kanserleri bağırsak duvarındaki derinliği ve diğer organlara sıçrama (metastaz) durumuna göre sınıflandırılır ve tedavi buna göre planlanır. Hastalık bölgesel olarak kalın bağırsak mezenteri içindeki lenf düğümlerine, uzak olarak da sırası ile en sık karaciğer, akciğer, kemik ve beyne yayılır. Hastalığın bağırsak duvarında sınırlı kaldığı durumlarda zaman zaman sadece cerrahi tedavi yeterli olabilirken, eğer bölgesel ya da uzak metastaz geliştiyse cerrahi ile birlikte ilaç ve ışın tedavisi de devreye girer.   

Tüm kalın bağırsak kanserlerinin tedavisinde cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) birlikte kullanılır. Hastalık evresi bu konuda belirleyicidir. Tedavi yaklaşımları konusunda ise kolon ve rektum kanserleri arasında yaklaşım farklılıkları vardır.

Kanser, herhangi bir organda hücrelerin kontrolsüz büyümesi ile oluşan anormal kitlelerdir. Kalın bağırsakta görülen kanserler, tüm kanser türleri arasında en fazla görülenler arasındadır. Çok çeşitli belirtiler verebilirler:

  1. Makattan kanama. Bu sebeple hemoroid hastalığı ya da anal fissür (çatlak) varlığında saptanmaları gecikebilir. Bu nedenle hemoroid hastalığı ya da anal fissür tanısı konduğunda, özellikle hasta 40 yaşının üzerinde ise kolonoskopi ile kalın bağırsakta kanamaya yol açacak bir kitle-tümör varlığı araştırılmalıdır.

  2. Kansızlık. Özellikle kalın bağırsağın sağ tarafındaki tümörler, azar azar kanadıklarından dolayı belirgin kanama oluşturmamalarına rağmen kan değerlerinde düşmeye ve kansızlığa neden olurlar.

  3. Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik. Kalın bağırsaktaki tümörler kişnin o zamana dek alışılageldiği dışkılama alışkanlıklarında değişikliklerle kendini gösterebilir. Günde bir kere büyük tuvaletini yapan bir kişinin kısa zaman içinde günde 3 kere tuvalete gider hale gelmesi ya da ishal-kabızlık ataklarının başgöstermesi tümörün bir belirtisi olabilir.  

  4. Dışkı çapında incelme. Özellikle rektumdaki tümörlerde, tümörün bağırsak çapını daraltması sonucu çıkan dışkının çapında azalma görülebilir.

  5. Gaz ve dışkı çıkaramama. Tümörün bağırsağı tamamen tıkadığı durumlarda hastalar Acil Servis’e başvurabilirler. 

  6. Kilo kaybı. Kısa süre içinde beklenmeyen ciddi kilo kaybı bir belirti olabilir.

Rektum kanseri, yapısal olarak kolon kanseri ile benzerlik gösterse de tedavi yaklaşımlarında belirgin farklılıklar vardır. Cerrahi tedavi ilkesi ve hedefi aynıdır: Geride gözle görülür kanserli doku bırakmaksızınhastalıklı bölgeyi çıkarmak. Ancak rektumun anatomik özellikleri tedavi şekilleri ve yöntemleri değişir. Rektum kolon gibi karın içinde serbest değil, leğen kemiğinin içindeki çukurda (Pelvis)yerleşmiş ve çevresi yağ dokusu kılıfı ile sarılı bir organdır. Sabit bir organ olması nedeni ile ışın tedavisi (Radyoterapi) de tedavide önemli bir rol oynar. Kolon kanserinden farklı olarak, ameliyat sonrasında hastalık tekrarını engelleyebilmek adına, çok ileri evre olmasa bile rektum tümörlü hastalara ameliyat öncesinde kemopterapi ve radyoterapi, bazen de sadece radyoterapi (neoadjuvan kemoradyoterapi) verilir. Sadece çoö erken evre tümörlerde direk ameliyat yapılır. Neoadjuvan tedavi sonrası bir süre beklenerek ameliyat uygulanır ve sonrasında kemoterapiye devam edilir. Eğer uzak metastaz varsa aynı kolon kanserindeki gibi bu metastazların tamamının çıkarılması ana hedeftir. Metastazların çıkarılması sonrası da kemoterapi verilmeye devam edilir.

Rektum ameliyatları da açık ya da laparoskopik olarak yapılabilir. Bu ameliyatların tedavisinde laparoskopik yöntem henüz tüm dünyada ilk seçenek tedavi olarak kabul görmemiştir. Ancak deneyimli cerrahlar tarafından yapılması önerilmektedir ve hasta açısında daha konforludur.

 

Rektum ameliyatlarında zaman zaman geçici, zaman zaman da kalıcı torba uygulaması (kolostomi-ileostomi) yapılabilir. Rektumun orta ve alt 1/3 yerleşimli tümörlerinde geçici torba sıklıkla uygulanır ve 2 ay içinde kapatılır. Anüse çok yakın tümörlerde ise anüsün tamamen kapatılarak kalıcı kolostomi yapılması gerekebilir.