Untitled

Dr. Görkem Özgen

Genel Cerrahi Uzmanı

+90 212 8070299

+90 539 6781842

Fulya Doktorlar Merkezi Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. Polat Towerside No. 12/407 34394 Şişli-İstanbul/Türkiye

©2017 by Dr. Görkem Özgen. Proudly created with Wix.com

Anal fissür: Anüsün çevresini saran, dışkımızı tutmamızı sağlayan içiçe iki adet kas yapısı bulunur ve iç ve dış sfinkter olarak adlandırılırlar. Dıştaki sfinkter yapısı çizgili kas yapısında olup aynı kol ya da bacak kaslarımız gibi bizim izteğinize bağlı olarak kasılıp gevşer. Dış sfinkter dışkılama hissimiz geldiğinde, tuvalete gidene kadar dışkımızı tutmamıza yarayan sistemdir. Tabii ki tüm çizgili kaslar gibi bir süre sonra yorulur. Bu nedenle, istirahat halinde de anüs bölgesinin kuru kalmasını sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç vardır. Anüsü çevreleyen kaslardan içte olanına iç sfinkter adı verilir ve düz kas yapısındadır (damar duvarlarındaki kaslar gibi), dolayısıyla bizim isteğimize bağlı olarak değil, beynimizdeki bir takım merkezlerin denetimi ile otomatik olarak kasılıp gevşer. İstiraahat halinde sürekli kasılmış durumda olan bu kas bu şekilde anüs içindeki sıvıların dışarı sızmalarını engelleyerek makat çevresinin kuru kalmasını sağlar. Dışkılama  için tuvalete oturduğumuzda ise iç sfinkter gevşer ve dışkının dışarı çıkması için yolu açar. Eğer bir insanda kabızlık varsa, dışkılama esnasında çok fazla ıkınacağı için üstüne çok fazla kuvvet binen iç sfinkter, gevşemesi gerekirken buna yanıt olarak gevşemez. Bu sebeple dar bir bölgeden geçmek zorunda kalan dışkı, bu geçiş sırasında bağırsak duvarında sıyrık ve yaralara sebep olur. Normal şartlarda hızla iyileşecek olan bu yaralar (anal bölge cildinin çok yüksek bir iyileşme potansiyeli vardır), aynı sorunun her dışkılamada tekrarlaması ve gevşemeyen iç sfinkterin bölge kan damarlarını sıkıştırması nedeni ile daha da derinleşir (Bir bölgede yara iyileşmesinin olabilmesi için o bölgeye kan akışının çok iyi olması gerekir). Anüs çeperinde oluşan bu yaralara anal fissür (çatlak) adı verilir.             

Tedavi: Anal fissür, yeni başlangıçlı (akut) ve uzamış (kronik) olarak ikiye ayrılır. Akut fissürde ağırlıklı olarak ilaç tedavisi göndemde iken, kronik fissürde cerrahi tedavi gündeme gelir. Daha önce de değinildiği üzere, sorunun kaynağı gevşemeyen iç sfinkterdir ve tedavide hedef bu sfinkteri gevşetmektir. Akut fissürde bu amaçlı kas gevşetici kremler (nitratlar) kullanılır. Bunun yanında, sıcak su oturma banyoları ile iç sfinkterde gevşeme hedeflenir. Ağrı kesici ilaçlarla (krem ya da hap) ağrı rahatlatılır, dışkılamanın rahat yapılabilmesi ve fissürün iyileşmesine fırsat verilmesi amacı ile dışkı yumuşatıcı ilaçlar (müshil) da verilir. İlaç tedavisinin süresi yaklaşık 3 haftadır. Bu süre sonunda iyileşmeyen fissürler için cerrahi tedavi düşünülmelidir.

Kronik fissürlerde ise ilaç tedavisinin başarısızlık şansı daha fazladır. Bu nedenle iç sfinkteri gevşetmek için farklı yöntemler kullanılır. İlk aşamada sfinkterde geçici (3 ay) gevşemeye yol açacak olan botoks uygulaması yapılır. Eğer bu da başarısız olursa, o zaman sfimkterin bir miktar çentilmesi/kesilmesi ile sfinkterde gevşeme sağlanır. Anal fissürün cerrahi tedavisi hastanede günübirlik yatışla rahatlıkla gerçekleştirilebilir, hasta aynı gün evine döner.